|
HABİTÜSÜ : Rosaceac (Gülgiller) familyasının Roba Diease alt familyası kapsamına giren Kuşburnu, çok yıllık bir bitkidir. Kuşburnu genel olarak Fruktus Rosae denilen gül meyvesidir. (Ateş,1992) Halk arasında: Yabangülü, Şillan, Deligül, Gülburnu, Gülelması olarak da bilinir. Çalı formundadır. Peyzaj açıdan hoş görünümlü, gülgillerden,ekonomik ömrü; 30-40 yıldır. Yaşam süresi ise çok uzundur. Doğada 300 yıllık kuşburnu çalısı olduğundan bahsedilmektedir. (Nilson,1972 ; İlisu,1992) I- KÖK: Kuvvetli bir kök yapısına sahiptir. Hem yüzeyde saçak kökleri, hem derinde 3m'ye kadar inen kazık kökleri vardır. Kökler, hastalık, zararlılar ve zor şartlara karşı mukavemetlidir. Kırmızı renkte ve yumuşak etli yapıdaki bu kökler boya sanayiinde de kullanılır. Çok bol kök sürgünü verir. II- GÖVDE VE DALLAR: Gövdesi dikenli ve sağlam yapıdadır. 3 yaşına kadar ancak 1cm çap oluşturabilir. Bir Kuşburnu gövdesinin bilek kalınlığına ulaşabilmesi için onlarca yıl geçmesi gerekir. Bunun için bitkinin dış görünüşü ağaç tipi değil, ocak şeklindedir. Gövdeyle bütünlük gösteren dalları esnek ve genellikle dikenlidir. Rosa Rugosa türünün dallarındaki dikenler zararsızdır. Bu da hasadı kolaylaştırır. Ocak çapı türlerine göre 1,5m (Rosa Rugosa) ile 3m (Rosa Canina) arasında değişir. |
|
III- YAPRAKLAR : Yapraklar elips şeklinde, dişli, 3 ve 5 yaprakçıklı yapraklar şeklindedir. Martta açan, kışın dökülen yapraklar sık ve arkaları dikenlidir. Mat-yeşil renklidir. Fazla hassas olmamakla beraber ülkemizde, hastalıklardan; küllenme, zararlılardan ise; kırmızı örümcek kuşburnu yapraklarında görülebilir. Mücadelesi kolaydır. IV- ÇİÇEKLER : 5 Tac yapraklı çok hoş koku ve görünüme sahiptir. çift evciklidir. 3-4cm çapında müstakil bulunan çiçekleri beyaz ya da uçuk pembe renktedir. Rosa rugosa türünde ise 6-7cm çapında grup halinde bulunan çiçekler çingene pembesi renktedir. İlki mayıs başında, sonuncusu eylül sonunda olmak üzere 4 periyod açarlar. Kaliks (Çanak Yapraklar) uca doğru sivrilerek çok parçalı durum almıştır. Petaller beyaz yada pembedir. Stomalar çok sayıda (25 kadar) ve tüylüdür. Bol çiçek tozu üretirler. Rosa Canina türünde Haziran ayında açan çiçekler 20 gün sonra meyveye döner. Rosa rugosa da ise mayıs başında açmaya başlayan çiçekler 40 günlük aralarla periyodlar halinde Ekime kadar sürdürürler. Bunun için kuşburnu ocakları yaz boyunca birçok gülden bile güzel görünürler. Bu da peyzaj çalışmalarında Rosa Rugosa türünün kullanılmasını sağlar. V- MEYVELER : Kuşburnu meyvesi parlak kırmızı renkte, yumurtamsı veya yuvarlak şekildedir. İçi tüylü kılçıklı, 3-5gr. ağırlığında, 1-2cm uzunluğunda olan Rosa Canina meyvelerinin yanında, Rosa Rugosa meyveleri sadece et ve çekirdekten oluşan tüysüz yapısı, 6-8gr ağırlığı, 3cm'e varan çapıyla farklılık gösterir. Rosa Rugosa türü Kuşburnu meyveleri protein, şeker ve C Vitamini bakımından da üstünlük gösterir.
Rosa Canina'da ocağın
her tarafına dağınık vaziyette bulunan meyvelerin hasadı
zorken, Rosa Rugosa'da meyveler son yıllık sürgünün
uçlarında salkım şeklinde olduğundan hasadı kolaydır.
Etli meyveleri koyu kıvamdadır. Tatlı mayhoş tadı
vardır. Meyve içlerinde türlerine göre farklılık
gösteren 10-60 adet çekirdek vardır. Rosa Canina'nın
meyve oluşumu Eylül ayı iken, Rosa Rugosada; Temmuz
başı, Ağustos ortası, Eylül sonu ve Kasım ortası olmak
üzere 4 defa meyve hasadı yapılır. Kimyasal bileşimi ise :
%1,7-3.0 sabit yağ, %11 pektin asidi, %2.0-2.7 taneli maddeler,
%2.4-4.0 kül, %10.0-13.7 invent şekeri, %0.6-2.4 sakkaroz,
%11.6-15.6 toplam şeker, %3 elma ve limon asidi,%0.038 oranında
portakal sarısı renginde uçucu yağ taşır. %22.8-38.0 arasında
değişen oranlarda su ihtiva etmektedir. Ayrıca eser miktarda
Vanilin bulunur. Kuşburnu en çok C Vitamininin diğer hiçbir meyvede olmadığı kadar yüksek oranda olmasıyla dikkat çekmiştir. Meyvesi lezzetli, tatlı ve mayhoştur. Tatlılığını veren şekerler; bilhassa glikoz, ekşiliğini veren sitrik ve malik asit, kokusunu veren asetik asit, rengini veren karotenlerdir. Ayrıca Provitamin A kaynağı olan Karotenler de renk maddesi olarak 3,8mg/100gr gibi fazla oranda bulunur. Bu da gıdaboyar madde olarak gıda endüstrisinde kullanılmasını sağlar. |
|
Ülkemizde
Yetiştirilen Kuşburnu Türleri
Rosa Canina'dır
(En yaygını)
Yabani Kuşburnu İle Rosa Rugosa
Arasında Karşılaştırma
|
|
Erozyon Önleyici Olarak Kuşburnu
4 m.ye kadar inebilen kazık kökleri, 2 m.ye
kadar çap yapabilen saçak kökleri sayesinde toprağı çok iyi tutar.
Kök sürgünlerinin de bolluğu ile gür bir taç oluşturur, yüzeyi
kaplar. Su ihtiyacı fazla olan bu tür, yamaç ve yüzey akıntılarını
emer. Yumuşak, geçirimli toprakların fazla su çekip dolarak heyelana
maruz kalmalarını engelleyebilir. (Wymax 1966 ; Jacobi 1994 )
Kuşburnunun yabani türü bile önceki yıllarda TEMA ve Orman Daireleri tarafından Erozyonla mücadele kampanyaları çerçevesinde kıraç, çıplak tepelere bol miktarda dikilmiştir. Sarp yamaçlar, dere kenarları, baraj havzalarının bu tür kuşburnu dikilerek değerlendirilmesi, hem verimli topraklarımızın erozyonla kaybedilmesini önleyecek, hem de 2. sınıf bu tarım arazilerinin çevresinde yaşayan insanlarımıza yüksek gelirli ekonomik değer kazandıracaktır. Özellikle baraj havzalarının Rosa rugosa türü kuşburnu ile kapatılması baraj gölünün ömrünün uzaması konusunda hayati öneme sahiptir.
|
|
Yapılırken Dikkat Edilecek Hususlar: Rosa rugosa türü kuşburnu yabani kuşburnuna göre aroma bakımından zengin, et bakımından fazladır. Bunun için kurutması daha zordur. Rosa rugosa türü kuşburnundan çay elde etmek istiyorsak: Meyveler çiçek ve sap kısımlarından arındırılmalıdır. Büyüklüklerine göre 2-3 parçaya ayrılarak hava ile temas
eden yüzey artırılmalıdır. Kuşburnuyu kesme işlemi metal değil
de mesela ahşap bıçakla yapılması C vitamininin korunması
açısında faydalıdır. Bu sırada ortaya çıkan çekirdeklerle uğraşmak lüzumsuzdur.
Temizlenmeleri gerekmez. Güneş ışığına kesinlikle direk temas edilmemelidir. Gölgede
kurutulmalıdır. Zira güneş meyvenin rengini değiştirir. Kurutma ortalama 60-80 *C'de olur. Ama ne kadar zamanda
olacağı meyvenin olgunluk derecesine, ne kadar parçalandığına,
ortamın hava sirkülasyonuna, sıcaklığa göre değişir. Yukarıdaki kadar yüksek ısı tabi halde hiçbir bölgede
bulunmayacağı için ya özel kurutma aletleri kullanılmalı (bunlar
basit yapılı cam kafeslerdir veya etüv gibi gelişmiş cihazlar)
yada tabi halde kurutma süreleri uzatılmalıdır. Kurutma yapılacak yer nemli, rutubetli bölge olmamalıdır.
Kurutma zamanı boyunca yağmur, su gibi kurutmayı bitirecek
etmemelere maruz kalınmamalıdır. Eğer kurutma işlemi başladıktan
bir süre sonra bir şekilde kuşburnularımız ıslanmış ise daha
sonra yapılan tüm çabalara rağmen küflenmeyi durduramadığımız
görülmüştür. Kurutulmuş kuşburnu meyveleri bez torba içine konmalı o da dışardan nem almayacak bir ambalajda (kapaklı cam kavanoz olabilir) saklanmalıdır.
Kuşburnu Çayının
Demlenmesi Sıcak suda haşlanır. Bu ilk kaynatma demleme değil, özsularını açmak için yumuşatmadır. Onun için dem de pek çıkmaz. Sonra ıhlamur demler gibi kaynatılır, bekledikçe siyah çayda olduğu
gibi zararlı maddeler ortaya çıkmaz. İstenildiğinde tüketilebilir.
İstenilirse damak tadına göre bergamut, karanfil, tarçın gibi
aromalarla da içilebilir. Ayva yaprağı yada elma kurusu gibi katkılar geleneksel kültürümüzde kuşburnu çayına katılmış ve yıllardır bir çok hastalığa şifa niyetine kullanılmaktadır. Ama en çok tüketilen, lezzeti ve şifa olan şüphesiz kuşburnu çayının kendisidir. C vitamini açısından oldukça zengindir. C vitamini (Askorbik asit) cildin ve bağ dokularının önemli unsuru olan kolajenin normal oluşumu için gereklidir. Soğuk algınlığı, nezle, grip ve diğer ateşli hastalıklara karşı direnci artırır. Fenolik maddelerle birlikte damar cidarlarının sağlam olmasına sonuçta kanamaların önlenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda bir antioksidan olduğundan Ave E vitamini gibi diğer antioksidan özelliğe sahip vitaminlerle birlikte kanser riskini önlediği belirtilmektedir. Gıdalarla alınan demirin serbest hale geçerek vücutta kullanılmasına yardımcı olur. Atiskorbutik bir vitamindir. Eksikliğinde kılcal damar çeperlerinin zayıf bir yapı kazanması, diş etlerinin kolaylıkla kanaması, eklem hastalıklarının meydana gelmesi söz konusudur. (Anon.,1992; Cemeroğlu,1992) |
|
Afiyet olsun.
|
|
Peyzaj Düzenlemelerinde Ve Çit
Bitkisi Olarak Kuşburnu
Rosa Rugosa türü kuşburnu;1,5 m çap oluşturan ve ilkbahardan sonbahara kadar üzerinden çiçek ve meyveleri hiç eksik olmayan bir türdür. Bir süs bitkisi için ideal boyutta ve görünümdedir. Ayrıca ortalama 45 günde bir yenilenen parlak kırmızı meyve salkımları göze hoş görünen ayrı bir güzelliğidir. Meyveleri toplanmadığında ta ki Ocak, Şubat başına kadar üzerine kalmakta, bitki, yıl boyunca çıplak görünümde çok az bir süre kalmaktadır. Diğer kuşburnu türleri hatta kültüre alınmış gül çeşitleri bile bu kadar zengin görünüme sahip değillerdir. Rosa Canina çiçeklerinden en az iki kat daha büyük olan Rosa Rugosa güllerinin renkleri de uçuk pembe değil; çingene pembesi renkte, daha cazip görünümdedir ve çok hoş kokuludur. Diğer kuşburnu türlerinde olduğu gibi 2,5 -3 m çap yapmaz. Daha topludur ve peyzaj bitkisi olarak kullanılmaya çok müsaittir. Kuşburnu bahçesi olarak tesis edilen yer, her yıl 6 ay boyunca adeta bir çiçek bahçesi, park görünümünde olacaktır. Bitkinin yaşam koşullarına uyumu,görüntüsü ve diğer fonksiyonları göz önüne alındığında yol refüjlerinde, Belediye park çalışmalarında, çıplak alanların, dere çay kenarları, fabrika atacakları, deniz sahillerinde kötü görünen bölgelerin doldurulmasında vb. Rosa Rugosa türü Kuşburnundan mutlaka faydalanılmalıdır. Bu hem çıplak alanların onarılması, faydalanılması ve bakımı yönünden gerekli bir çalışmadır. Hem de ekonomik yönden büyük katkısı olacaktır Ayrıca özel mülklerde mesela çiftlik yollarının kenarlarına donatılmış kuşburnu ocakları o yolu aslanlı yollar gibi özel ve zengin kılacak, yada arazi çevresinde çit bitkisi olarak kullanmak hem araziye özel bir güzellik katacak hem başka bir çit masrafına gerek kalmadan dikenli gövde yapısıyla koruma görevini yapacak hem onca yer değerlenecektir. |