Burada Sizde Şiirlerinizi gönderin yayinliyalim. info@kazantas.com  (c) Bu şiirlerin her türlü telif hakları şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. Eserin hak sahipliği ve yayımı ile ilgili tüm tartışmalar göndericisini bağlar ve sorumlu kılar. Bu nedenle www.kazantas.com sorumlu tutulamaz. Hak sahibinin isteği veya başkaca geçerli bir itiraz halinde yayımına son verilir.

   BUNDAN SONRA

Yayla yüreğine sunduğum gülü
Gözyaşı seline sal bundan sonra
İçimde inleyen garip bülbülü
Gönlün kafesine al bundan sonra

Sarmaşık her yanım mevsimse hazan
Yanmayı lütfetmiş kaderi yazan
Her insan kendidir mezarı kazan
Sinemin bağrına dal bundan sonra

Kokusu İrem’den kevserdir suyu
Züleyha suretten emanet huyu
Bir sabır denklemi derindir kuyu
Dilime çalınan bal bundan sonra

Hikâyem hüzünlü geçmiyor sözüm
Hayali gerçeği seçmiyor gözüm
Zamana yenilen nasırlı yüzüm
Beni de toprağa çal bundan sonra

Kıvrılır içimde bir zaman çürür
Bedenim uzakta kim beni görür
Bir yalan gölgedir benimle yürür
Ölmeden yanımda kal bundan sonra

Ne zaman ne mekan değil gözümde
Yalan mı ararsın benim sözümde
Topraktan gelmişiz toprak özümde
Neyime gerekir mal bundan sonra

İsmail HAYAL

Gümüşhane Güzellemesi

Sıra sıra dağlarıyla
Suya hasret bağlarıyla
Ölüleri, sağlarıyla
Bir başkadır Gümüşhane

Harşit çayı akar durur
Suyu taştan taşa vurur
İnsanında onur,gurur
Bir başkadır Gümüşhane

Yücesinde Kuşakkaya
Güzelleri benzer aya
Nam salmış koca dünyaya
Bir başkadır Gümüşhane

Dağları kurudu,soldu
Kuşburnuyla hayat buldu
Ambarlar cevizle doldu
Bir başkadır Gümüşhane

Ziyaüddin erenleri
Sevgi dolu yârenleri
Kıskandırır görenleri
Bir başkadır Gümüşhane

Eskişehir,Bağlarbaşı
Gümüştür toprağı,taşı
Dinmez anaların yaşı
Bir başkadır Gümüşhane

İlçeleri Kürtün,Şiran
Torul,Kale sanki viran
Kelkit en büyüğü olan
Bir başkadır Gümüşhane

Var Karaca Mağarası
Bayburt-Trabzon arası
Meşhurdur göbek elması
Bir başkadır Gümüşhane

Geceleri ayaz olur
Tekke’sinde niyaz olur
Kışın Vauk beyaz olur
Bir başkadır Gümüşhane

Ziganada üşür karlar
Buz gibi akar pınarlar
Tılsımlı olur baharlar
Bir başkadır Gümüşhane

Mustafa Nihat Malkoç


UNUTULAN YEMEKLERİMİZ

Çökelekli börek zirve dudakta
Yer gök dolması kaldı askıda
Mercimekli pilav şimdi sırada
Herle çorbasıyla kuymak nerede?

Pağla katısı ekin yemeği
Ev makarnası çeker çileyi
Baki kalan şimdi kartol yemeği
Kepçeyle içilen sütlü nerede?

Un çorbasının elbet çilesi çoktur
Yoğurtlu sironun emeği boldur
Un haşılı artık Kelkit’te yoktur
Gurutlu haşıl kaldı nerede?

Fırfır çorbası kayboldu gitti
Madımak yemeği yıllarca bitti
Gatıklı çorba arada geldi
Yoğurtlu dolma kaldı nerede?

Lemisimiz sac üstünde pişerdi
Tereyağı sürülmesini beklerdi
Turşular ki küplerinde ekşirdi
Tekneyle kavurmalar nerede?

Hamit Daltaban


Can Gümüşhanem

Ayrı bir sevgidir sana duyulan,
Tarihe nam salan can Gümüşhane'm
Serhatlar şehridir diye anılan,
Şuheda vatanı şan Gümüşhane'm.

Dillerde türküler hep seni söyler,
Ülkeme örnek yetişen erler,
Makus talihini yenecek derler,
Ezelden ebede koş Gümüşhane'm.

Nice yiğitler senin uğruna,
Mübarek kanını döktü yoluna,
Hürriyet aşkına vatan adına,
Zafer marşlarını çal Gümüşhane'm.

Şahlandı al atım koştu menzile,
Nice düşman tunç bilekte ezile,
Atatürk'ün açtığı kutlu iz ile
Hürriyet çığlığın sal Gümüşhane'm.

Çimenin yorgan dağların yastık,
Yatayımda dinsin özlemim artık,
Gurbet pusulasın biz çoktan yırttık,
Dönüşüm sanadır yar Gümüşhane'm.

Baharın başkadır yazın bambaşka
Coşar hoyrat Harşit akar bir başka
Karaca'n, Zigana'n gelirde aşka,
Anlatır hep seni toy Gümüşhane'm.

Masallar ülkesini andıran yüzün,
Fatih'e dayanır ismin ve mührün,
Kaldır da başını şöyle bir bakın,
Nurlu ışığınla taç Gümüşhane'm.

Ey birliğin timsali kınalı şehir,
Anlatsam yetmez destanını bir bir,
Ezanın bir, bayrağın bir, tarihin bir,
Eşsiz Türkiye'de tek Gümüşhane'm.

Durmayın şairler destanını yaz,
Yabana hiciv, ona mersiye yaz,
Bayrağında kanım, hilalinde naz,
Seyretmeye kurban şen Gümüşhane'm

Önder Turhan

Gümüşhane'm

Dağların taşların yemyeşil obam
Şifalar veriyor suyunla havan
Bak huzur buluyor seninle insan
Senin bir benzerin yok Gümüşhane
Karaca mağaran bir harikadır
Kuşburnun.kömen.pestilin tadı başkadır
Sahipsiz memleket gönül yastadır
Senin bir benzerin yok Gümüşhane
Gelenler giderken gözyaşı döker
Ömrünce unutmaz hep hasret çeker
Harşitin boyunca yeşil bahçeler
Senin bir benzerin yok Gümüşhane
Misafir edersin cümle alemi
Hiç esirgemedin bereketini
İnsanlar anlamaz hiç kıymetini
Senin bir benzerin yok Gümüşhane
Dostluğuna paha biçilmez inan elmastır
Heryerin hazine gümüş altındır
Kuşakkaya Zigana senin şanındır
Senin bir benzerin yok Gümüşhane

Nihal Çiğdem Nalçacı

Gümüşhane Özlemi

Gümüşhaneli Dostum
Şâir Talat ÜLKER’e…

Kuşakkaya yücesinde kar olur
Sevgi olur,özlem olur yâr olur
İnsanında edep ile ar olur

Ben senden uzakta nasıl yaşarım?
Harşit olur,deli dolu taşarım

Köse Dağı inatçıdır,yol vermez
Torul’u,Şiran’ı mutlu gün görmez
Gönül bağından bir tutam gül dermez

Nasıl dayanırım senin hâline?
Tercüman oluyorsun gönül diline

Dağlar birbiri ardınca yaslanır
Kürtün’de silah kınında paslanır
Yağmur yağar,toprak güler,ıslanır

Güneş olup ısıtırsın içimi
Karanlıktan kurtarırsın gecemi

Kuzular meleşir ovalarında
Hasret yudum yudum havalarında
Bir tarih gizlidir tuğralarında

Şimdi kaderine mahkûm kölesin
Kalbimizde yaşıyorsun bilesin

Unutmak kolay mı Vauk Dağı’nı
İrem’i andıran Kelkit bağını
Mazide bıraktın altın çağını

Ayrılık artık tak etti canıma
Bir yaz günü geleceğim yanına! ..

Mustafa Nihat Malkoç

RÜYAM

Evelik dolmasını baş ucuma koysalar
Eriştelik aşı ince ince kıysalar
Kurumuş fetirle beni dövseler
Su böreği için şehit giderim...

Haşıl gelsin gevişetim belimi
Ne güzel becermiş evin gelini
Yağlı çökelekli zurna dürümü
Verin çalayım,midem oynasın...

Kuru kemikli yarmalı yahnı
Siron ile mantı sanki nikahlı
Kızarmış kadayıf telli duvaklı
İki dişim arasında düğün ederim...

Kurut katıhlı gendümeli çorba
Unutamam seni ey kocu dolma
Gavudu,kuymağı sakın unutma
Sakal oynatmadan yutarım sizi...

Sanmayın oburum,sadece rüya
Akşamı yemeden daldım uykuya
Uyanır uyanmaz koştum sofraya
Aç tavuk rüyada neler görürmüş...

Faruk Yerli

KÖYLERDEN BİR KÖY KAZANTAŞ

Yolum düştü, Kazantaşa uğradım
Terk edilmiş, artık hissiz Kazantaş
Sokak sokak gezdim hep adım adım
Hem kederli, hem de nazsız Kazantaş

Bir tepeden Kazantaşı görürsün
Viran olmuş, bakar bakar erirsin
Mutlular mı, nasıl karar verirsin?
Nüfusu yok ıssız, ıssız Kazantaş

Okulu var kapı baca yıkılmış
Haneler var kara kilit takılmış
Bahçelere üvey gibi bakılmış
Göç etmişiz, kalmış bizsiz Kazantaş

Ana köyde, oğulları gurbette
Üzülecek yüz mü kalmış millette
Ana yanar, oğul yanar elbette
Kalanları tatsız, tuzsuz Kazantaş

Turşu armutları sapsarı dalda
Alıç kıpkırmızı dökülmüş yolda
Direklenmiş ceviz bir başka halda
Hep öksüz, babasız, eşsiz Kazantaş

Ahlatların tepeleri kurumuş
Kavakların gövdeleri çürümüş
Tarlaları yaban otu bürümüş
Sahibi gurbette, işsiz Kazantaş

Adımladım tepe tarla bıkmadan
Destan yazdım hiç abartı sokmadan
Kim ne bilsin buralara bakmadan
Gözleri sürmeli, kaşsız Kazantaş

Z.Yapar KALELİ
 

GARİP KÖYÜME "ŞİİR"

GEL GARDAŞIM SENLE SEFER EDELİM,
ŞU GÜMÜŞHANENİN HAHIR KÖYÜNE
SILAYI RAHİMDİR, DURMA GİDELİM,
MAHSUN ANADOLUNUN GARİP KÖYÜNE...

ŞEHERDEN YUHARI, YOLA GOYULAH,
TEKKEYİ GEÇİNCE GAMDAN SOYULAH,
BİBİM DARILMADAN KOVA DUYULAH,
ONDAN SONRA GİDEK GARİP KÖYÜME,

GIRIHLIYI SOLLA, GUŞVAYA VARMA
SAĞA SOLA SAPIP YOLLARDA DURMA,
VİDESİYN GICILT ARABAYN YORMA,
YAVAAŞ YAVAŞ GİDEK GARİP KÖYÜME,,,

MİRİ YOLDAN AYRIL, SOLA DÖNÜHDE,
ŞİMDİ GENÇLER OYNAR AŞUH PÖLLÜHDE,
ANAM BİZİ BEHLER GILLI YOLLUHDA,
BEHLEMESİN DAHA GİDEK KÖYÜME,,,

YAVAAŞ YAVAŞ YÜRÜ, DÜZLERE VARDA,
NASIL OLSA ŞİMDİ HERKES DAVARDA,,,
ÇIHAR DABAHAYN CIGARAYN SARDA,,
ONDAN SONRA GİDEH GARİP KÖYÜME....

SAĞIMIZ GAVAHLI, SOLUMUZ MIRADAĞ,
ORDA OTLAR HAYVAN EDER TEREYAĞ,
GAFGASLARDAN GOPAN GARLI SIRA DAĞ,
DAĞ ÜSTÜNDE MOLA VERİR KÖYÜMÜN.....

GINDARLIH, GINDARLIH GÖZÜMDE TÜTTÜN,
ASIRLIH DEDENİ, ATANI NEDDİN,
SENDEMİ GARİBİ BAĞRINDAN ADDIN,
VEFASIZ ALEMDE VEFALI KÖYÜM....

SÖGÜDÜN DEREDE DURAH GARDAŞIM,
HASRETİM YILLARDAN DÖNDÜ BAH BAŞIM,
HARHDAN AHAN SUYA DÖKEMDE YAŞIM,
ONDAN SONRA GİDEK GARİP KÖYÜME....

ÖKÜZ ÖLDÜRENİN CIHMAZ YOHUŞU,
BAHAR GELİR GILGILLARIN GOHUŞU,
EŞŞEK ARISININ ACI SOHUŞUU!...
İŞDE BAH GÖRÜNDÜ GARŞIDA KÖYÜM......

İbrahim Hakkı KOLCU

CAN GÜMÜŞHANEM

Ora benim yurdum benim diyarım
Onu ben gönlümde özde ararım
O doğduğum yerdir benim vatanım
O benim canımdır can GÜMÜŞHANEM

Özlemdir içimde taşı toprağı
Gözlerimden çağlar o harşit çayı
Madenlerle dolu taşı toprağı
Özlemsin içimde sen GÜMÜŞHANEM

Pestilin bambaşka elman cennetten
İçmek gerekmezmi dut pekmezinden
İnanmayan varsın sorsun herkesten
Pir piran yatağı sen GÜMÜŞHANEM

Yaz gelince yaylaların şenlenir
Elma bahçesinde çaylar demlenir
Gönüller sevinir güller derilir
Sen ana sen yarsın can GÜMÜŞHANEM

Harşit çayı üzerine kuruldu baraj
Toruldan kürtüne kalmadı viraj
Yolların yapıldı deyişti imaj
Artık yol ver gelem hey GÜMÜŞHANEM

Mehmet Akgül

Ne diyeyim dostlar,insanlar vardır.

Kararmış kalpleri kömüre benzer

Az da olsa, güzel lisanlar vardır.

Tertemiz yaşanmış ömüre benzer

 

Para için dosta sırtı dönenler

Sevgiyi saygıyı yere gömenler

Gözlerinde hakkın nuru sönenler

Pisliğe bürünmüş çamura benzer

 

Bu dünyada kadir kıymet bilenler,

Dost ile ağlayıp, dostla gülenler

Fakirle yoksulla ekmek bölenler

Pamuk gibi köpen, hamura benzer

 

Aşık Selman, insanlığın aşığı

Cemali babadan gelir ışığı

Berekettir Erenlerin kaşığı

Sicim gibi yağan yağmura benzer

 

Aşık Selmani

(Cemil TÜRKYILMAZ’dan) bir deyiş ;